Kayıp Hazineler
Anadolu Medeniyetleri’nin İzinde: Paşabahçe Mağazaları’ndan “Kayıp Hazineler” Koleksiyonu
Anadolu’nun yüzyıllar boyu “medeniyetler beşiği” olarak farklı medeniyetlere ev sahipliği yapması eski dönemlerde yapılan kazıların da dikkat çekmesine sebep oldu: Arkeologlar, tarihçiler ve diplomatların özel ilgileri sebebiyle kazılardan çıkan tarihi eserlerin bazıları, “insanlığın ortak mirası” olarak görülerek yurt dışına çıkarıldı. 1884 yılında farklı ülkelerde sergilenen eserlerin ülkeye geri kazandırılması için imzalanan Âsâr-ı Atîka Nizamnamesi, tarihi eserlerin yasal olarak koruma altına alınmasına olanak sağladı.
Bu konu tüm dünya ülkelerinin yaşadığı bir sorun olunca UNESCO, bu durumun önüne geçebilmek adına oluşturduğu uluslararası sözleşmeler sayesinde eserleri kültür mirası olarak kabul etti ve Hititler, Urartular, Likyalılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi Anadolu'nun en parlak dönemini yaşayan uygarlıklardan kalma eserleri bu ülkenin topraklarında koruma altına almaya başladı. İlhamını bu mirastan alarak yola çıkan Paşabahçe, tarihi ve kültürel zenginliği cam işçiliği ürünlerine yansıtarak oluşturduğu Kayıp Hazineler Koleksiyonu ile kültür varlıklarımıza sahip çıkma bilincini korumayı hedefliyor.
Bodrum Mirasından: Halikarnas Mozolesi Cam Kutu
Kendinden sonra gelen tüm anıtlara “mozole” denmesini sağlayan Halikarnas Mozolesi, Kral Mausolos adına karısı ve kız kardeşi Artemisia tarafından Halikarnassos'ta yaptırılmış; kolonlarıyla Yunan mimarisini, piramit şeklindeki çatısıyla da Mısır mimarisini andıran bir yapıdır. Bodrum için önemli bir yere sahip olan mozole, Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri olarak sayılmasıyla beraber Mausolos ve Artemisia'nın heykellerini de barındıran oldukça büyük boyutlardaki bir mezardır. Antik yazarların anlattığına göre yaklaşık 55 metre yüksekliğe sahip olduğu düşünülen Mozole'nin mimarının Pytheos olduğu düşünülüyor. Ancak zamanla tahrip olan yapı, günümüzde açık hava müzesi olarak sergileniyor. Halikarnas Mozolesi’nden esinlenilerek oluşturulan Halikarnas Mozolesi Cam Kutu Thomas Newton’ın 1856-1857 yıllarında burada yaptığı kazı sırasında bularak İngiltere’ye götürdüğü kabartmaları, dört atlı arabanın parçalarını, Mausolos ve Artemisia'nın heykellerini içinde barındırıyor. Kutunun üzerinde bulunan rölyef desenleri, yaldız boyalar ve eskitmelerin hepsi el işçiliğinin inceliğini yansıtıyor.

Truva Mirasından: Troya Kulplu Vazo
Troya'nın hikayesini bilmeyen yoktur elbette, ancak bu efsanenin çıkış noktası İlyada Destanı'na dayanıyor. 1870'li yıllarda Heinrich Schliemann bu destandaki Troya Antik Kenti’ni buluyor ve antik kent, UNESCO tarafından 1998 yılında Dünya Kültür Mirası Listesine alınıyor. İçinde çok sayıda tarihi eseri barındıran bu antik kentte, Alman Heinrich Schliemann tarafından bulunan Troya Hazineleri aynı dönemlerde yurt dışına kaçırılıyor ve Berlin Müzesi'nde sergilenirken, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ganimet olarak Rusya'ya götürülüyor. Schliemann, kazı esnasında birçok arkeolojik katmanı tahrip ettiği için bölgede oluşan tahribata “Schliemann yarığı” adı veriliyor. Kaçırılan eserlerin geri kalanı ne yazık ki, Rusya Hermitage Müzesi, Puşkin Müzesi, Pennysylvania Müzesi, Schmuck Museum Pforzeim ve İngiliz Müzesi'nde sergileniyor. Ülkeye geri getirilen eserler ise Çanakkale'de Kaz Dağları'nın eteklerindeki Troya Antik Kenti Müzesi'nde hem açık hem de kapalı alanda sergilenmekte. Troya hazinelerinde bulunan özel kulplu kupalardan esinlenerek dekorlanan Troya Kulplu Vazo, bu tarihi destanı yaşatmayı hedefliyor. Tamamen el imalatı olan lacivert ve siyah pudralı camın üzerinde rölyef desenleri, altın ve eskitme boyalar kullanılan bu vazo, koleksiyonerler için eşsiz bir parça niteliğinde.
Mezopotamya Mirasından: Hitit Keçisi
Binlerce yıllık tarihi geçmişe sahip olan Anadolu toprakları, tarihi eserlerin yanı sıra yaklaşık otuz beş bin çivi yazılı tablete ev sahipliği yapıyor. Ancak 1907-1912 yılları arasında Büyükkale'de bulunan bazı tabletler zarar gördüğü için Berlin'e gönderilince savaş sonrası Berlin Müzesi'ne kaldırılıyor. Büyük uğraşlar sonucu 7500 tabletin iade edilmesi sağlandıktan sonra bu tabletler Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri ve Çorum Müzesi gibi farklı noktalarda sergilenmeye başlanıyor. M.Ö. 2000 yılından günümüze ulaştığı düşünülen ve Hititlere ait olduğu varsayılan bronz dağ keçisi figürü, 2018 yılında Fransa'dan Türkiye'ye iade edilen eserler arasında yer alıyor. Tamamen el imalatı olarak üretilen ve üzerinde rölyef eskitmelere yer verilen cam, Hitit Keçisini korumayı ve en iyi şekilde sergilemeyi hedefliyor.

Zeugma Mirasından: Mozaikli Vazo
Zeugma kentinin kökeni 2000 yıl öncesine dayanan antik mozaikleri, aslında dönemin en önemli mitolojik konularını ve Fırat Nehri'nin kutsallaştırılması gibi olayları işliyor. 1999 yılında yapılan kazılar esnasında bulunan ''Çingene Kızı'' mozaiği, ne yazık ki yağmacıların eline düşen eserler arasında yer alıyor. 1960'lı yıllarda mozaiğin 12 parçası ülkeden kaçırılıyor ve Bowling Green Üniversitesi tarafından satın alınıyor. Eksik parçaların ülkemize iade edilmesi 58 yılı buluyor. Çalınan mozaiğin 12 parçasında keklik, tavus kuşu, pan maskesi, maenad maskesi, satir gibi döneme ait bilgiler yansıtan çeşitli tasvirler bulunuyor. Çingene Kızı Mozaiğinden esinlenerek oluşturulan Mozaikli Vazo, altı kuş figürünün bir arada kullanılmasıyla dekore edilmiş en önemli koleksiyon parçalarından biri. Her biri özenle işlenen ve tamamen el imalatı camdan üretilen Mozaikli Vazo, altın yaldızlı detaylarıyla her anlamda koleksiyonluk bir parça.
Osmanlı Mirasından: Cihan Barutluk
Özellikle savaş dönemlerinde ateşli silahların önemli bir unsuru olan barutluk, omuza asılarak kullanılan ve tüfek için gerekli olan barutun taşınmasını sağlayan askeri eserler arasında gösteriliyordu. 600 yıllık geçmişiyle döneminin büyük bir kısmını savaşlarda geçiren Osmanlı Devleti, barutluk kullanımıyla öne çıkan devletler arasındadır. İlk zamanlar basit malzemelerden üretilen barutluklar, gün geçtikçe kemik, deri, maden ve ağaç kullanımıyla birlikte farklı malzemelerden üretilmeye başlanmış ve üzerine kın ucu, su kabağı gibi işlevsel formlar eklenmiş. Osmanlı'da kullanılan barutluk örneklerinin bir kısmı, hala Askeri Müze Koleksiyonu'nda sergileniyor. Fakat ülkemizden çeşitli yollarla götürülen veya hediye edilen bazı barutluklar, Danimarka Davids Samling ve New York Metropolitan Müzesi gibi müzelerde sergilenmekte. Osmanlı Dönemindeki süslemelerden ve saz yolu üslubundan esinlenerek oluşturulan Cihan Barutluk, ejderha, arslan, anka kuşu, melek, turna kuşu figürleri ve kıvrımlı hatai tarzı çiçekleri ile dikkat çeken bir obje. 24 ayar altın yaldızlı boyalarla dekore edilen Cihan Barutluk, smoke camdan üretilmesi ve el imalatı olmasıyla dikkat çeken bir parça.
Paşabahçe, bu topraklara ait tarihi eserlerin zamanla bulunacağı ve geri döneceği inancıyla yola çıktıkları Kayıp Hazineler Koleksiyonu’nu birçoğu sınırlı sayıda üretim olarak satışa çıkardı. Paşabahçe Mağazaları’nın tarihi gerçeklere bağlı kalarak oluşturduğu bu koleksiyon, kültür mirasımızı evinizde yaşatmanıza olanak tanıyor.
