İstanbul’un yakın ve uzak geçmişi ile ilgili içerikleriyle tanıdığımız Hafıza İstanbul, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın seramik sanatçılarından biri olan Füreya Koral’ın eserlerinin izinde bizi bir İstanbul turuna davet ediyor. Can Mumay’ın oluşturduğu rota ile Unkapanı–Şişli eksenindeki Füreya eserlerini birlikte keşfediyoruz.

Günümüz İstanbul’u 60’lı yıllardan çok uzak. Ama biraz araştırınca göreceksiniz ki 60’lı yılların İstanbul’u da 30’lardan oldukça farklıydı. Şehir, her dönemde çılgın bir değişim geçirdi.
Kentleşmenin hızla sürdüğü 60’lı yıllarda, bu şehri güzelleştirmek isteyen birçok insan vardı. Onlardan biri de Cumhuriyet’in ilk kadın seramik sanatçılarından Füreya Koral idi. Koral, sanatı evlerden ve müzelerden çıkararak yaşamın içine taşımak istiyordu. İstanbul da onun için mükemmel bir ilham alanı oldu.
Koral’ın sanat anlayışındaki en önemli unsur, sanatı toplumsal alanlara kazandırmaktı. Bunun için çalıştı, mücadele etti. “Sanatı müzelere hapsetmek yok! Kahve fincanlarım olsun bütün kahvelerde.” diyerek estetik anlayışını tabana yaymak istediğini gösterdi. “Yaptığım masa her evde bulunsun.” diyen Koral, daha sonra TBMM için de sehpalar yapmaya davet edilecekti.
Bugün Koral’ın eserleri İstanbul’un dört bir yanında karşımıza çıkıyor. Hadi sizinle bu izleri takip ederek kısa bir şehir turuna çıkalım.
İlk durağımız İstiklal Caddesi üzerindeki Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi. Burada Koral’a ait 102 parçalık büyük bir seramik pano bulunuyor. Türkiye İş Bankası Ayaspaşa Şubesi için tasarlanan bu pano, detaylarıyla uzun süre izlenmeye değer. Müzenin içerisinde ayrıca sanatçının seramik tabletleri, kaseleri ve “Cami İçi” isimli tablosu da sergileniyor.
İstiklal’den Elmadağ’a doğru yürüdüğümüzde, Divan Otel’in alt katlarında bizi bir sürpriz bekliyor. Koral’ın 1968 yılında yaptığı Kuşlar isimli seramik panosu, tam 230 parçadan oluşuyor. İstanbul’da kamusal alanda yer alan en geniş seramik eserlerden biri olarak kabul ediliyor.
Divan Otel’den Şişli’ye doğru yürüdüğünüzde, Surp Agop’u geçtikten sonra yolun solundaki Arif Paşa Apartmanı tüm ihtişamıyla karşınıza çıkıyor. 1973–1997 yılları arasında Füreya Koral’ın yaşadığı bu apartman, sanatçının hayatının sonuna kadar üretmeye devam ettiği yerdi. İstanbul’un ilk apartmanlarından biri olan yapı, yüksek tavanları ve İtalyan mimarisi izleriyle dikkat çekiyor. Ana girişinde yer alan “Salve” (İtalyanca “merhaba”) yazısı ise hoş bir detay olarak öne çıkıyor.
Koral’ın 1967 yılında açılan İstanbul Manifaturacılar Çarşısı’nın (İMÇ) 1. Blok duvarındaki Soyut Kompozisyon isimli eseri oldukça dikkat çekici. Ayrıca bugün Harbiye’de otel olarak kullanılan bir binadaki seramik panosu da sanatçının kamusal alanlarda bıraktığı izlerden biri.
Füreya Koral’ın sanat anlayışının şekillenmesinde, doğduğu Büyükada’nın da önemli bir payı var. Sanatçı, İmparatorluk döneminde çocukluğunu geçirmiş, Cumhuriyet yıllarında ise gençliğini yaşamış bir isimdi. Toplumun dönüştüğü bu süreçte, ülkenin gelişimine katkıda bulunma azmi hayatının her alanına yansıdı.
Babası Emin Koral, Atatürk’ün Harbiye’deki sınıf arkadaşlarındandı. Teyzeleri Aliye Berger ve Fahrelnissa Zeid Türk resminin öncü isimleri arasındaydı; dayısı ise Halikarnas Balıkçısı olarak tanıdığımız Cevat Şakir Kabaağaçlı’ydı. Böylesi bir ailede sanatla büyüyen Füreya, sanatçı olmaktan başka bir yola sahip değildi adeta. Nitekim “Yetenek jenerasyon atlamaz” sözü onun için söylenmiş gibidir.
Füreya Koral, Atatürk’ün izinden çocuk yaşta yürümeye başlayan bir Cumhuriyet kadınıydı. Latife Hanım ile birlikteyken Mustafa Kemal Atatürk’ün kendisine yazdığı notu hayatı boyunca sakladı:
Füreya Hanım,
Millete ifa edeceğin vazife mühimdir. Bunu bir an hatırından çıkarma! Ona göre çalış. Başarılar!
Latife – Mustafa Kemal
İzmir, 1923
Türkiye’nin ilk kadın seramik sanatçılarından biri olan Füreya Koral’ın eserlerinden ilhamla hazırlanan Füreya Koleksiyonu’nu Paşabahçe Mağazaları’nda keşfedebilir; detaylı inceleme için linke tıklayın.